ANILARDA TURGUT PURA

Yaşar Aksoy

Turgut  Pura rüzgarda uçuşan beyaza çalan kırçıl saçları, gür kaşları ve bıyığı, bazen Halikarnas Balıkçısı’na, bazen Nazım’a veya bir başka soylu sanatçıya benzeyen sevimli fiziğine o isyankar ve baş kaldırıcı tutumu ekleyip mütevazi ve çelebi bir yaşam felsefesi ile yaşamı kuşatırdı.
Pura ‘nın bir ömür sürdürdüğü demir, çelik, bakır, pirinç, alüminyum, cam, polyester gibi
malzemelerden oluşturduğu soyu kompozisyonları büst çalışmalarını ve resimlerini izledikten sonra, İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü’nü yaptığı yıllardaki emeğini de hatırlarsınız. Egemizden bir daha kolayca geçmeyecek bir sanatçının hayali önünde eğilirsiniz. Biz İzmir’liler ve Ege’liler merhum Turgut Purayı çok severiz. Çünkü o oncelikle Konak’taki  İLK KURŞUN ANITI’nı yani Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’i anlatan anıtın heykeltıraşıdır.
Ben İzmir Halkevleri Başkanı iken İzmir Resim ve Heykel Müzesinde düzenlediğimiz Hasan Tahsin Sergisi’ni açarken bir ara kulağıma eğilip “Ben yüreğimi anıtın kıvrımlarında buldum” demişti. Çocuklar gibi sevinç içinde idi. Tıpkı İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin ulusal kampanyası sonucunda 15 Mayıs 1974 günü Konak’ta binbir emekle yarattığı anıtın açılış töreninde kalabalığın arkasında gülümsediği gibi.

Orhan Kartal

Güzel sanatların bütün dalları insanlığın yaradılışından günümüze dek kurgusu ve yaşam kıvılcımı olmuştur, olacaktır da. Sanatı yaratan sanatçılar insanlığın onur kaynağıdır.
Bursa’da doğan Turgut Pura’yı ben 1947 – 1948 İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği üyeliğimiz sırasında tanımıştım. Bu dernek üniversiteli, ilerici, kültürlü ve sanatçı öğrenciler tarafında kurulmuştur. Yaptığı çalışmalar ve girişimler öğrencilerin üniversite ile olan ilişkilerinde daha bilinçli, kültürlü, ilerici olmalarını ve öğrencilerin haklarını aramalarını sağlamaktı. Turgut Pura ile benim bu kampayalarda çalışmalarımız olmuştur. Bu dernekten söz etmemin nedeni Turgut Pura’nın toplumla ilişkileri çok genç yaşta başlamış olmasıdır. Toplumcu olarak ölünceye kadar devam etmiştir.
İzmir’e gelişi 1950 yılında İzmir Belediyesinin fuarda yaptıracağı heykeller nedeniyledir. İzmir fuarı girişindeki büyük havuzun kenarında uzanan kedın heykel onun eseridir. Yine fuarın girişindeki sağdaki sokak üzerinde havuzun sağ ve solundaki türk büyükleri heykelleri onun yapıtlarıdır. Bu gün onlar sökülmüş kimbilir nerelere atılmıştır. Kordon boyunda şimdiki atatük müzesinin arka bahçesinde heykel dersleri vermeye başladı. Onun için heykel ve resim bitmez ve tükenmez bir uğraştır. O devrimci bir sanatçıdır. 9 eylül üniversitesinde öğretim görevlisi ve daha sonra da 1963 te İzmir resim heykel müzesine müdür olarak atanmıştır. Bu görevler onun çalışmalarını hız ve güç kazandırmıştır.1958 yılında istanbuldan izmire dünüşünde yine Turgut pura ile beraber oldum. Onun dostluğu ve sevecenliği her zaman sanatçıları bilge insanları bir araya getirmiştir. Onun yapıtlarını izlerdim. Alçı heykeller, bakır dövme tablolar, demir ve bakır kaynaklı heykeller yapmaktaydı. 1969 – 1973 yılları arasında ürettiği demirden bakırdan cam ve çelik tellerden pirinç madeninden eserler yapmıştır.
1971 yılında trt nin açmış olduğu heykel yarışmasında başarı ödülü
1972 yılında  devlet resim ve heykel sergisinde birincilik ödülü vardır.
Pek çok resim ve heykelleri de değişik müze ve koleksiyonlarda bulunmaktadır.
Heykel ve resim çalışmalarında doğayı ve insanı ön planda tutuyodu. Doğa, insan ve hayvan sevgisi, geniş bilgisi, yardımseverliği onu büyük bir hümanist yapmıştır. Dostlarında da bu özellikleri aradı. Bu devrede 9 eylül üniversitesinde öğretim görevlisi iken aynı üniversitede sosyal bilimler bölümünde ogretim gorevlisi  olan sayın Güngör hanımla tanışıp evlendiler. Bu dönemden sonra Turgut pura çalışmalarını daha da hızlandırdı. Çünkü kendisi gibi sanatı seven. İnsancıl geniş çevresi olan kültürlü bir eşi ve arkadaşı vardı. Artık Güngör hanımı Karaburun balıklıova daki yazlığın bahçesindeki atölyede çalışmalarını sürdürüyordu. Burada bir anımı anlatmak istiyorum. Yurgut, sergi açan sanatçıların resim ve heykellerinin satılması için çok çalışırdı. Bir gün bir bayanın resim sergisine bilhassa davet edildim. Bu bayandan bir yablo alacaksın dedi. Tabloya da değeri kendi biçti. O güne göre yüksek bir değerdi. Benim gibi diğer arkadaşlarına da bir çok tablo aldırttı. Ertesi gün tugut bana bayanın tablolarını satmasının sebebini anlattı. Bayanın kalp ameliyatı olacağını, ameliyata gereken parayı toparlayabilmesi için bu pazarlamayı yaptığını söyledi. Arkadaşımızı ameliyat masasında kaybettik. Turgut işte böyle bir dost ve fedakar bir insandı.
Son söz: Turgut pura büyük sanatçı özelliği yanında devrimci, batı snatını ve kültürünü kavramış hümanist bir kişidir.